21 Aralık 2016 Çarşamba

Duru Büyüdü Kocaman Oldu

Büyüdü meleğim, üçüncü sınıfa giden mini mini bir talebe oldu. Çok çektim 1. sınıfta ama neyse ki atlattık. Artık kendi ödevlerimizi kendimiz yapabiliyoruz. Bitiriyoruz, çantamıza koyup kaldırıyoruz.
Bu aralar tiyatroya ilgi pek arttı, anne babayla büyüklerin tiyatrosu ve sinema da dahil mümkün olduğunca kültürel faaliyetlerimiz hız kazandı.
Annenin okulda yaptığı tiyatro kursuna da katılan Şeker Kız Duru oyunculuk yeteneğini geliştirme de ilk adımlarını attı. Rol ezberleme çalışmalarına başladık. Oyunumuzu sergilediğimizde de fotoğraflar gelecek.
Geçen yılın başından beri minişlere taktık. Onlarla ne oyunlar oynuyoruz ki sormayın. Miniş dükkanı açabiliriz elimizdeki oyuncaklarla :) Her yere götürüyoruz onları, hemen oracıkta oyun kuruveriyoruz oyuncaklarımızla hayal dünyamız da bir geniş bir geniş... İşte böyle geçiyor Duru'yla zaman...

19 Ağustos 2015 Çarşamba

Gelin geldi, hoş geldi :)

Biricik bir dayımız var bizim. Tatlı mı tatlı, yakışıklı mı yakışıklı, esprili mi esprili. Çok severiz kendilerini biz. Dayımız önemlidir bizim için. Yakınlarda dayımızın da düğününü yaptı ve ailemize bir birey daha katıldı. Onunla daha önceden de tanışmıştık;çünkü dayımızın üniversitede tanıştığı ve görüştüğü kişiydi gelinimiz. Sıcak, samimi, misafirperver, azıcık utangaç, sohbet etmeyi seven, çok güzel saç örgüsü ören birisi Duru'nun yengesi. Biraz uzaktan getirdik yengemizi Karadeniz'den. Biz çok sevdik kendisini.Gelinden sonra da en güzel gelin Duruş olmuştu o gün. Gecenin yıldızı. Kurulan bu evliliğin mutluluk ve huzurla geçmesini diliyoruz.



Mobilya dönüşümü

Beni büyüttü, şimdi de kızımı büyüten yatağım. Okula giderken zorlanarak ayrıldığım sıcacık kahverengi boyalı, parlak vernikli, sunta karışımı olmayan, ağır, yapılı, heybetli sevgili yatağım benim. Okuldan geldiğimde düzenlenmiş şekilde, üzerine pencereden yansıyan güneş ışıklarıyla beni bekleyen sıcacık yatağım. Onunla neler paylaşmadım ki, okuldan alıp geldiğim romanlarımı bir solukta okuduğum, romanı bitirir bitirmez tatlı bir yorgunlukla uyuyakaldığım, yazılı günlerinde sabahın en erken saatlerinde kalkıp sıcacık yatağımın içinde ders çalıştığım günleri nasıl unutabilirim. Paylaşımlarım çok fazla benim yatağımla işte. Şimdi de kızım devraldı onu. Onun yaşanmışlıkları olacak  benim emektarımla.
Yalnız rengini pek sevmedi bıcırık. Bende yenisini alacağıma sapasağlam olan yatağımın rengini değiştirip biraz da rötuş yaparsam bir çocuğun ruhuna hitap edeceğini düşündüm. Küçük bir araştırmadan sonra başladım dönüşüme. Bu konuda sevgili eşimden de yardım almadım değil. Verniğini ve boyayı zımparalayıp üstünden ahşaplar için kullanılan beyaz boyayla boyadım. 5 kat boya yaptım diyebilirim. kelebek figürlü bir stencil çalışması yaptım. Verniğimizi de sürdükten sonra oldu size beyaz renkli, pembe mor karışımlı kelebeklerin uçuştuğu bir çocuk karyolası. Benden sonra kızımın; üzerinde  hayaller kurduğu, kitap okuyup evcilik oynadığı yeni bir macera başlamış olacak sevgili yatağım için.
 Fotolarını da bir sonraki yazımda ekleyeceğim inşaallah. Şimdilik bu kadar.

12 Ağustos 2015 Çarşamba

2 yaşında olan yeni kuzen

Duru'ya hala ve amcalarından sonra bir de Ayşegül teyzesinden yeni bir kuzen geldi. Diğerlerine olan kıskançlığımızı atlatmak kolay olmuştu da bu teyzenin bebeğini kabullenmek, kıskanmamaya çalışmak, kıskanılsa da bunu belli etmemeye çalışmak Duru için oldukça zor. Ailenin tek torunu olduktan sonra Kutluhan bebeğin gelmesinden sonra bu durumun ortadan kalkması, ikinci plâna atılmak, anne yarısı olarak gördüğü(anneden daha çok sevdiği diyebilirim)teyzesinin Kutluhan bebekle ilgilenip yorulması Duruş'a vakit ayıramaması Duru için büyük bir travma oldu. Teyzesine daha doyamadan Adana'ya geldiğinde sürekli kendiyle ilgilenen teyzenin artık kendi çocuğuyla ilgilenmesi ve birlikte oyun oynayamadan teyzenin Antakya'ya dönüş zamanının gelmesi gibi durumlarda hırçınlaşıyoruz.  Ne kadar kıskanırsak kıskanalım teyzenin oğlu Kutluhan'ı üzmemeye çalışıyoruz.Bunu da belirtmek istedim. Anneannenin, dedenin, dayının, teyzenin ve Adem abisinin sevgisini paylaşmak Duru'ya ağır geldi maalesef. Onlarla çekilen fotoğraflarda da zoraki murluluğumuzu görebilirsiniz.

14 Ocak 2015 Çarşamba

1. Sınıf Annegillerden Pınar

    Ara ara duyardım 1. sınıfa giden çocukların annelerinden ne kadar da zor ve sancılı bir dönem olduğunu. Yaşamadığım için bilemezdim ne demek olduğunu bu söylenilenlerin. Öyle ya, insanın gerçekten hissedebilmesi, karşısındakini anlayabilmesi için ya empati yeteneğinin olağanüstü gelişmiş ya da aynı olayı yaşamış olması gerekir.(Bende bunu yakın tarihlerde öğrendim, hayat tecrübesiyle :) )
    Benim fazla gelişmemiş olacak ki empati yetim ben başıma gelince anlayabildim 1. sınıfa başlamış çocuğun annesinin neler yaşadığını ve  hissettiklerini.
    Çizgi çalışmalarına başladığımızda çizgileri iki çizgi arasına sığdırmaya ve çizgileri doğru çizdirmeye çalışmak gibi (şu an gözümde küçük görünen) basit bir durumu o an ne kadar da büyütüp sinirlendiğimi, küçük kızıma yaptığım baskıları hatırlıyorum da...
   Harfleri öğrenirken el kaslarımızın gelişmemiş olmasından (oysaki bebekliğinden itibaren ne kadar da dikkat etmiştim, motor becerilerini geliştirmek için yaptığım etkinlikler, iki yıl anaokulu eğitimi vs. ) dolayı ne kadar  zorlanarak yazdığımızı, okumaya çalışırken yüzümüzün şekilden şekle girmesini ve zorlukla o sesleri çıkarttığımızı, metinleri okumakta güçlük çektiğimizi ve benim yine dayanamayıp minik meleğime kızdığım anlar ve bundan dolayı çekilen vicdan azapları, başarması, yapabilmesi için Duru'ya yapılan başarı telkinleri...
  Bu yaşadıklarımızdan dolayı Duru'nun eve gelmek istememesi (eve gelince ödev yaptırıyorsunuz bana demesi...) ödev yapmak istememesi, okuldan soğuması, ödev yaptırma yüzünden eşimle tartışmalar... Bu kadar zamandan sonra 1. sınıfı çocuğumla tekrar yaşamak.
  Neyseki bunlar şu an geçmişimde acı badem tadında hatıralar olarak yerini aldı :)



 
  Okumayı yazmayı söktük, kırmızı kurdelemizi aldık. Artık okumak ve yazmak işkenceye dönüşmüyor bizim için. Daha istekli okuyoruz metinlerimizi. Ödevlerimizi bitirme süremizi 5 saatten 1 saate indirdik azimle.
 Bebekken ona okuduğumuz hikâyeleri kendi bize okuyor artık :)
 Şükürler olsun bu günleri de gördüm. Sanki hiiiiç okumayacakmış, yapamayacakmış gibi geliyordu;ama sonunda başardık :)